| | Üretsiz Blog oluştur

Güzel Narin Çiçekler

Kamelya

 Kamelya

Kamelya

   


   


   


   


   




Kamelya çayının kahveden daha popüler olduğunu biliyor muydunuz? Tüm dünyada, yılda 860 milyar fincan kahve içilmesine karşılık, 100 milyar fincan kamelya çayı tüketiliyor. Bu, 2 milyon ton kamelya tomurcuğunun sıcak suya atılması anlamına geliyor. Gerçekten de, türün yüzde 5 tein içeren tek örneği Camellia sinensis, çay olarak içiliyor

Sardunya bakımı...

Sardunya bakımı...


Sardunyalar, yaz dönemindeki muhteşem görünümlerini ufak bir bakım ve özenle kış boyunca da koruyabilir. İlk soğuklar kendini göstermeden önce bitkilerinizi kaldırarak, serin ve oldukça kuru bir sera ya da kış bahçesinde muhafaza edin. İlkbahar geldiğinde bitkiler; su, sıcaklık ve ışık ile birlikte canlanacaktır.

Sağlıklı yeni bitkiler için budama işlemini Temmuz ya da Ağustos ayında yapın, sağlıklı kısımlardaki sürgünleri ölçerek 10 ila 15 cm uzunluğunda, sadece bir boğum alttan kesin. Alt kısımlardaki yapraklan temizleyin ve bu şekilde beş ya da altı kesilmiş parçayı kumlu gübre karışımı ile dolu 12 cm'lik bir kaba koyun.

Kök gelişiminin hızlanması için gölge bir limonluğa yerleştirin ve kış boyunca burada tutun ya da don tehlikesi olmayan seraya alın. İlkbaharda su ve gübre vererek Haziran ayında bitkiyi büyümeye hazır hale getirin. Eğer bitkilerinizi yetiştirebileceğiniz geniş bir alanınız yoksa yıllık sardunyaları her yıl satın almanız daha doğru olacaktır.

Orkide

Orkide



ORKİDELER (Orchidaceae)

Orkideler narin, cazip güzellikte, egzotik görünüşlü çiçekleri ile bütün dünyada en kıymetli çiçeklerin başında yer alır. Bu çiçeklerin uzun ömürlü ve dayanıklı olması kesme çiçek olarak değerini daha da artırır.
Orkide sanılanın aksine sadece tropik bölgelerde yetişmez. Güney kutbu hariç bütün iklimlere yayılmış 20.000 den fazla orkide çeşidi mevcuttur. Mesela Anadolu ve Kıbrıs'da yetişen bir çok orkide cinsi vardır. Bunların bir bölümü "Sahlepgiller" olarak tanınır. Ülkemize has sahlep tozu bu bitkilerin yumrularından elde edilir.

Yazımızın konusu olan orkideler ise tropik veya yarı tropik iklimlerde yetişen ve süs bitkisi olarak kullanılan cinslerdir.
Bu orkidelerin çoğu tabii olarak ağaç üstlerinde yaşayan fakat parazit olmayan bitkilerdendir. ( Epiphytes)
Bu cinsler çiçekçilikte ilerlemiş ülkelerde, uygun sera şartları sağlanarak yıllardır yetiştirilmektedir. Hatta bir çok amatör meraklı kendi imkanları ile sera şartları hazırlayarak zengin canlı koleksiyonlar meydana getirmiş, bu işi hobi olmaktan çıkararak amaç edinmişlerdir. Biz sade vatandaşların ise ev bitkisi olarak orkide yetiştirebilmesi yakın zamanlara kadar akla bile gelmezdi. Fakat son zamanlarda yine batıdan başlayan bir akımla ev şartlarında en kolay yetişen orkideler keşfedildi veya melezleri üretildi. Adım başı rastlayabileceğimiz büyük marketlerde, seralarda satışa sunuldu. Bu işin heveslileri günden güne çoğaldı. Artık salonumuzda başdöndürücü güzellikleri ile bu zarif çiçeklerin boy göstermesi hiç de hayal değil..
Orkideler diğer bitkilerden daha fazla ilgi bekler. Ancak onları ev şartlarında hayatta tutmak pek zor değildir. Önemli olan en uygun ortamı sağlayarak bol çiçek açmalarını sağlamaktır.

Orkide yetiştirmenin kuralları genel özellikler taşıdığı için aşağıda ana başlıklar halinde belirtildi.
Cinsine göre değişen özellikler ise her bitkiyi tanıtan bölümde ayrıca anlatılıdı.

GENEL KURALLAR

                                                                                                               Orkide yetiştirmeye yeni başlanıyorsa mutlaka üzeri bol tomurcuklu ve birkaç çiçeği açmış olgun bir bitki satın alınmalıdır. Bitkiyi almadan önce evde en uygun ortam ve şartlar ayarlanmalı, mevsim kış ise eve getirene kadar soğuktan muhafaza edilmelidir. (Çiçeğin naylon muhafazasının üzerine gazete kâğıdı sarılabilir.)

ISI: Güzel ve uzun ömürlü çiçekler için orkidelerin gece ve gündüz arasında 6-8 derece bir ısı farkına ihtiyaçları vardır. Cinsine göre biraz değişmekle beraber, gündüz:20-25, gece:16-17 derece idealdir.


IŞIK: Direkt güneş almayan bol ışıklı, aydınlık bir yer lazımdır. Sabah veya akşam güneşi alan bir pencerenin yakını idealdir. Penceredeki bir tül perde ışığı yeteri kadar filtre edecektir. Kış aylarında yapay ışık kullanılabilir. Floresan lambalar bu durumda yeterlidir.Yalnız, ışığı direkt bitkiye değil de, başka bir yerden bitkinin üzerine yansıyabilecek şekilde yerleştirmek gerekir. Bitkinin günde 12-14 saat ışık alması çiçek yapımını hızlandırır.
  • Yapraklar ışık açısından iyi bir göstergedir. Koyu yeşil, yumuşak yapraklar bitkinin az ışık aldığını, cinsine göre sarımsı-yeşil veya kızarmış yapraklar ışığın fazla geldiğini gösterir. Yeterli ışık alan orkidenin yaprakları açık , canlı bir yeşil olur.
  • Orkideler yandan değil, tepeden gelen ışıktan daha çok hoşlanırlar.

  • SULAMA: Musluk suyu kireç ve klor taşıdığı için sprey veya sulama suyu olarak kesinlikle uygun değildir. Yağmur suyu veya memba suyu kullanılmalı, su oda sıcaklığında olmalıdır. Saf su gerekli mineralleri taşımadığı için kullanılmaz. Çoğu cinslerde iki sulama arasında üst toprağın hafif kuruması beklenir.Toprağın tamamen kurumasına izin verilmemelidir. Toprak ıslak değil, nemli olmalıdır. Yaprak ve çiçekler ıslatılmadan sulanır. Saksı tabağında su biriktirilmez. Orkideler genelde ağaç üstlerinde veya geçirgen ormanaltı çürüntülerinde yetiştikleri için çok iyi drenaj gerektirirler.
    • Sulama ve püskürtme daima sabahları yapılmalıdır . Akşam sulamalarında bitki kurumaya fırsat bulamaz ve hastalanır.
    NEM: Yüksek nem oranı şarttır. Bir püskürtücü ile yapraklarına her sabah ılık su püskürtülmeli,çiçekler ıslanmamalıdır. Daha iyi bir metod çakıllı tepsi kullanmaktır. Bu aynı zamanda drenaj problemini azaltır ve bitkiyi sıcak tutar. İki metod aynı anda kullanılabilir.

    BESİN: Orkideler için hazırlanmış bir sıvı gübre ile yaz aylarında 2, kışın 4 haftada bir beslenir. Aşırı gübreleme faydadan ziyade zarar verir. Önerilere dikkatle uymalıdır.

    SAKSI DEĞİŞTİRME: Bitki sağlıklı görünüyorsa mümkün olduğu kadar saksı değiştirilmemelidir. Saksıdan çıkan birkaç kök önemli değildir. Değiştirme yapılacaksa çiçeksiz bir döneme denk getirilir. (Normal toprak kullanılmaz. Bulunabilirse orkide için hazırlanmış özel torf kullanılmalıdır.( ağaç kabuğu, yaprak çürüntüsü, yosun ve bitkisel kömürden hazırlanmış karışımlardır).
    Uygun torf bulunamazsa bahçe ürünleri satan her yerde bulunabilen hindistan cevizi lifleri kullanılabilir. Yeni saksı eskisinden sadece bir numara büyük olmalıdır.
    HAVALANDIRMA:
    Orkideler aşırı sıcak, kuru ve havasız ortamları hiç sevmez. Kış aylarında bile havadar mekan ister. Ancak hava cereyanından korumak şarttır. Pencere önleri bu yüzden pek ideal değildir. Bulunduğu ortam bitkiye direk rüzgar gelmeyecek şekilde her gün havalandırılır. Cam açılamadığı zaman vantilatör çalıştırılması da gerekli sirkülasyonu sağlayacaktır. Bitkiler ilkbahar sonlarında korkmadan dışarı çıkarılabilir. Orkideler bundan hoşlanır ve sağlıklı gelişir. Balkon veya bahçenin rüzgardan korunaklı, gölge bir yerinde havalar soğuyana kadar tutulabilir.Güneş yaprakları yakabileceğinden gölge şarttır. Gölge yoksa koyu renk bir tül veya şemsiye ile de korunabilir.

    Orkideler çiçeksiz iken de dikkatle sulanıp bakılmalıdır. Orkidelerin çiçekleri geçtikten hemen sonra sapları 2-3 boğum üzerinden kesilir.

    Orkidelerin çiçeklenme zamanı cinsine göre değişir. Aşağıda belirtilen zamanlar şartlara göre değişebilir.



    Yapraklarda kahverengi nokta veya lekeler

    Lekeler sert ise direkt gün ışığından olabilir. Lekelere dokunulmaz. Bitki biraz gölgeye çekilir. Lekeler yumuşaksa mantar demektir. Hasta dallar derhal kesilip alınır.

    Büyüme bozukluğu

    Dallar yan veya aşağı sarkarak büyüyorsa ışık veya sulama yetersiz olabilir.

    Küflenme
    Yapraklarda küflenme görünüyorsa serin ortamda aşırı nemlendirme yapılıyor olabilir. Akşamları sulama ve püskürtmeden kaçınılmalıdır.

    Çiçek açmayan bitki

    Bakımı doğru yapılıyor ve bitki sağlıklı ise daha fazla ışık gerektiğini gösterir. (Yapay ışık)
    Gece-gündüz yeterli arasında ısı farkı yoksa çiçeklenme olmayabilir. Zira bitkinin tomurcuk yapabilmesi için gün ışığında ürettiği besini gece dinlenme sırasında depolaması gerekir. Gece yüksek ısı varsa bu besin harcanır. Dolayısı ile tomurcuk yapamaz.

    Tomurcuk dökülmesi

    Büyük ihtimalle sulama yetersiz veya ortam fazla kuru olabilir. Yeni alınmış bitkilerde çok görülür.

    Hijyen

    Bitkinin sararmış yaprak ve çiçek sapları mutlaka steril bir makasla kesilmelidir.

    Böcek türü zararlılar orkidelerde pek görülmez. Seyrek olarak kabuklu bit olursa alkollü bir pamukla temizlenir.
Orkide



ORKİDELER (Orchidaceae)

Orkideler narin, cazip güzellikte, egzotik görünüşlü çiçekleri ile bütün dünyada en kıymetli çiçeklerin başında yer alır. Bu çiçeklerin uzun ömürlü ve dayanıklı olması kesme çiçek olarak değerini daha da artırır.
Orkide sanılanın aksine sadece tropik bölgelerde yetişmez. Güney kutbu hariç bütün iklimlere yayılmış 20.000 den fazla orkide çeşidi mevcuttur. Mesela Anadolu ve Kıbrıs'da yetişen bir çok orkide cinsi vardır. Bunların bir bölümü "Sahlepgiller" olarak tanınır. Ülkemize has sahlep tozu bu bitkilerin yumrularından elde edilir.

Yazımızın konusu olan orkideler ise tropik veya yarı tropik iklimlerde yetişen ve süs bitkisi olarak kullanılan cinslerdir.
Bu orkidelerin çoğu tabii olarak ağaç üstlerinde yaşayan fakat parazit olmayan bitkilerdendir. ( Epiphytes)
Bu cinsler çiçekçilikte ilerlemiş ülkelerde, uygun sera şartları sağlanarak yıllardır yetiştirilmektedir. Hatta bir çok amatör meraklı kendi imkanları ile sera şartları hazırlayarak zengin canlı koleksiyonlar meydana getirmiş, bu işi hobi olmaktan çıkararak amaç edinmişlerdir. Biz sade vatandaşların ise ev bitkisi olarak orkide yetiştirebilmesi yakın zamanlara kadar akla bile gelmezdi. Fakat son zamanlarda yine batıdan başlayan bir akımla ev şartlarında en kolay yetişen orkideler keşfedildi veya melezleri üretildi. Adım başı rastlayabileceğimiz büyük marketlerde, seralarda satışa sunuldu. Bu işin heveslileri günden güne çoğaldı. Artık salonumuzda başdöndürücü güzellikleri ile bu zarif çiçeklerin boy göstermesi hiç de hayal değil..
Orkideler diğer bitkilerden daha fazla ilgi bekler. Ancak onları ev şartlarında hayatta tutmak pek zor değildir. Önemli olan en uygun ortamı sağlayarak bol çiçek açmalarını sağlamaktır.

Orkide yetiştirmenin kuralları genel özellikler taşıdığı için aşağıda ana başlıklar halinde belirtildi.
Cinsine göre değişen özellikler ise her bitkiyi tanıtan bölümde ayrıca anlatılıdı.

GENEL KURALLAR

                                                                                                               Orkide yetiştirmeye yeni başlanıyorsa mutlaka üzeri bol tomurcuklu ve birkaç çiçeği açmış olgun bir bitki satın alınmalıdır. Bitkiyi almadan önce evde en uygun ortam ve şartlar ayarlanmalı, mevsim kış ise eve getirene kadar soğuktan muhafaza edilmelidir. (Çiçeğin naylon muhafazasının üzerine gazete kâğıdı sarılabilir.)

ISI: Güzel ve uzun ömürlü çiçekler için orkidelerin gece ve gündüz arasında 6-8 derece bir ısı farkına ihtiyaçları vardır. Cinsine göre biraz değişmekle beraber, gündüz:20-25, gece:16-17 derece idealdir.


IŞIK: Direkt güneş almayan bol ışıklı, aydınlık bir yer lazımdır. Sabah veya akşam güneşi alan bir pencerenin yakını idealdir. Penceredeki bir tül perde ışığı yeteri kadar filtre edecektir. Kış aylarında yapay ışık kullanılabilir. Floresan lambalar bu durumda yeterlidir.Yalnız, ışığı direkt bitkiye değil de, başka bir yerden bitkinin üzerine yansıyabilecek şekilde yerleştirmek gerekir. Bitkinin günde 12-14 saat ışık alması çiçek yapımını hızlandırır.
  • Yapraklar ışık açısından iyi bir göstergedir. Koyu yeşil, yumuşak yapraklar bitkinin az ışık aldığını, cinsine göre sarımsı-yeşil veya kızarmış yapraklar ışığın fazla geldiğini gösterir. Yeterli ışık alan orkidenin yaprakları açık , canlı bir yeşil olur.
  • Orkideler yandan değil, tepeden gelen ışıktan daha çok hoşlanırlar.

  • SULAMA: Musluk suyu kireç ve klor taşıdığı için sprey veya sulama suyu olarak kesinlikle uygun değildir. Yağmur suyu veya memba suyu kullanılmalı, su oda sıcaklığında olmalıdır. Saf su gerekli mineralleri taşımadığı için kullanılmaz. Çoğu cinslerde iki sulama arasında üst toprağın hafif kuruması beklenir.Toprağın tamamen kurumasına izin verilmemelidir. Toprak ıslak değil, nemli olmalıdır. Yaprak ve çiçekler ıslatılmadan sulanır. Saksı tabağında su biriktirilmez. Orkideler genelde ağaç üstlerinde veya geçirgen ormanaltı çürüntülerinde yetiştikleri için çok iyi drenaj gerektirirler.
    • Sulama ve püskürtme daima sabahları yapılmalıdır . Akşam sulamalarında bitki kurumaya fırsat bulamaz ve hastalanır.
    NEM: Yüksek nem oranı şarttır. Bir püskürtücü ile yapraklarına her sabah ılık su püskürtülmeli,çiçekler ıslanmamalıdır. Daha iyi bir metod çakıllı tepsi kullanmaktır. Bu aynı zamanda drenaj problemini azaltır ve bitkiyi sıcak tutar. İki metod aynı anda kullanılabilir.

    BESİN: Orkideler için hazırlanmış bir sıvı gübre ile yaz aylarında 2, kışın 4 haftada bir beslenir. Aşırı gübreleme faydadan ziyade zarar verir. Önerilere dikkatle uymalıdır.

    SAKSI DEĞİŞTİRME: Bitki sağlıklı görünüyorsa mümkün olduğu kadar saksı değiştirilmemelidir. Saksıdan çıkan birkaç kök önemli değildir. Değiştirme yapılacaksa çiçeksiz bir döneme denk getirilir. (Normal toprak kullanılmaz. Bulunabilirse orkide için hazırlanmış özel torf kullanılmalıdır.( ağaç kabuğu, yaprak çürüntüsü, yosun ve bitkisel kömürden hazırlanmış karışımlardır).
    Uygun torf bulunamazsa bahçe ürünleri satan her yerde bulunabilen hindistan cevizi lifleri kullanılabilir. Yeni saksı eskisinden sadece bir numara büyük olmalıdır.
    HAVALANDIRMA:
    Orkideler aşırı sıcak, kuru ve havasız ortamları hiç sevmez. Kış aylarında bile havadar mekan ister. Ancak hava cereyanından korumak şarttır. Pencere önleri bu yüzden pek ideal değildir. Bulunduğu ortam bitkiye direk rüzgar gelmeyecek şekilde her gün havalandırılır. Cam açılamadığı zaman vantilatör çalıştırılması da gerekli sirkülasyonu sağlayacaktır. Bitkiler ilkbahar sonlarında korkmadan dışarı çıkarılabilir. Orkideler bundan hoşlanır ve sağlıklı gelişir. Balkon veya bahçenin rüzgardan korunaklı, gölge bir yerinde havalar soğuyana kadar tutulabilir.Güneş yaprakları yakabileceğinden gölge şarttır. Gölge yoksa koyu renk bir tül veya şemsiye ile de korunabilir.

    Orkideler çiçeksiz iken de dikkatle sulanıp bakılmalıdır. Orkidelerin çiçekleri geçtikten hemen sonra sapları 2-3 boğum üzerinden kesilir.

    Orkidelerin çiçeklenme zamanı cinsine göre değişir. Aşağıda belirtilen zamanlar şartlara göre değişebilir.



    Yapraklarda kahverengi nokta veya lekeler

    Lekeler sert ise direkt gün ışığından olabilir. Lekelere dokunulmaz. Bitki biraz gölgeye çekilir. Lekeler yumuşaksa mantar demektir. Hasta dallar derhal kesilip alınır.

    Büyüme bozukluğu

    Dallar yan veya aşağı sarkarak büyüyorsa ışık veya sulama yetersiz olabilir.

    Küflenme
    Yapraklarda küflenme görünüyorsa serin ortamda aşırı nemlendirme yapılıyor olabilir. Akşamları sulama ve püskürtmeden kaçınılmalıdır.

    Çiçek açmayan bitki

    Bakımı doğru yapılıyor ve bitki sağlıklı ise daha fazla ışık gerektiğini gösterir. (Yapay ışık)
    Gece-gündüz yeterli arasında ısı farkı yoksa çiçeklenme olmayabilir. Zira bitkinin tomurcuk yapabilmesi için gün ışığında ürettiği besini gece dinlenme sırasında depolaması gerekir. Gece yüksek ısı varsa bu besin harcanır. Dolayısı ile tomurcuk yapamaz.

    Tomurcuk dökülmesi

    Büyük ihtimalle sulama yetersiz veya ortam fazla kuru olabilir. Yeni alınmış bitkilerde çok görülür.

    Hijyen

    Bitkinin sararmış yaprak ve çiçek sapları mutlaka steril bir makasla kesilmelidir.

    Böcek türü zararlılar orkidelerde pek görülmez. Seyrek olarak kabuklu bit olursa alkollü bir pamukla temizlenir.

Kardelen



   


   


Karlı günlerde çiçek verdiği için "yılın ilk çiçeği" denen Kardelen, ilk botanikçiler tarafından soğanlı menekşe olarak tanımlanır. Botanik bilimindeki adıyla Galanthus Nivalis yani kardelen, kara benzeyen süt çiçeği anlamına gelir. Üstelik kardelen sadece karda değil tüm şartlar sağlandığında su üzerinde bile çiçek açabiliyor. İngiltere'nin ünlü bahçelerinde sıkça rastlanan bu çiçek eski zamanlardaki bahçe düzenlemelerinin ayrılmaz bir parçasıydı. Soğuk ve karlı kış günlerinde bile çiçek verebilmesi ve dayanıklılığı sayesinde peyzaj mimarlarının listesinde ilk sıralarda yer alıyordu.

Saksı Değiştirme

 Saksı Değiştirme

3.1) Saksı Değiştirme
Saksı değiştirme işlemi, iç mekan süs bitkileri yetiştiriciliğinde önemli bir yer kaplar. Bitkiler, yetiştiricinin gereksiz yere bitkinin saksısının değiştirmesi veya saksı değiştirmeyi tam bilmemesi nedeniyle zararlanmaktadır.

İçerisinde belirli miktarda toprak bulunan kaplarda (sözgelişi saksı, kasa, çanak vb. gibi) yetiştirilen süs bitkilerinin bir süre sonra varolan bitki besin maddeleri beslenme sonucu azalır. Saksı değiştirmeyi gerektiren başka bir önemli neden de, bitkinin toprak üstü kısmı ile birlikte köklerinin de gelişmesi ve saksının zamanla yetersiz duruma gelmesidir.
Saksı değiştirme sırasında genel bir kural, yeni saksının
eskisine oranla bir boy daha büyük tutulmasıdır. Saha büyük saksı kullanılması hem gereksiz hem de sakıncalıdır. Çünkü, büyük saksılar fazla yer kaplarlar; ayrıca, bitki köklerinin saksı toprağını tümüyle kaplayacak biçimde gelişmesi uzun zaman alır. Bu konu uygulama sanıldığından çok daha önemli sonuşlar vermektedir. Bu nedenle, iç mekan süs bitkileri yetiştiriciliğinde, özellikle son yıllarda olabildiğince küçük saksılar kullanılarak, saksı harçlarının sıvı gübrelerle desteklenmesi ilkesi yerleşmiş bulunmaktadır.
Saksı değiştirme sırasında köklere ve bu arada tüm bitkiye toplu bir görünüş kazandırmak, bitkinin alt kısımlarında oluşabilecek çıplaklaşmaları önlemek amacı ile sürgün ve ana dallarda budama yapılabilir. Ancak bazı bitkilerin budamaya karşı duyarlı oldukları unutulmamalıdır. Kök budaması ise kök uçlarının canlılığını yitirdiği veya kök sisteminin aşırı geliştiği durumlarda sözkonusudur. Böyle durumlarda kökler keskin bir bıçakla hafifçe budanır.
Plastik saksılarla toprak saksılar arasındaki en önemli farklılık gözenekliliktir. Plastik saksılar gözeneksizdir. Toprak saksılar ise, yapım tekniklerine bağlı olarak değişik oranlarda gözenek içerirler. Bu da, arada bazı farklılıklar olmasına yol açar.

Saksı değiştirme sırasında yapılacak işlemler şöyle sıralanabilir: Saksısı değiştirilecek olan bitkinin toprağı hafifçe nemlendirilir. Bitkinin kök boğazı sol elin yüzük parmağı ile orta parmağı arasına alınır. Bu arada sol elin avuç içi saksı toprağını tutar ve saksı ters çevrilerek kenarı sert bir yere hafifçe vurulur. Böylece bitkinin kök yumağının saksı kenarından kolayca ayrılması sağlanmış olur. Sağ elle saksı çıkarılır ve bu sırada toprağın dağılmamasına özen gösterilir. Daha önce belirtildiği şekilde kök ve gövde budaması yapılır. Bundan sonraki işlem yeni saksının dikim için hazırlanmasıdır. Saksının dip kısmındaki akıtma deliği üzerine küçük bir kaskı kırığı konur. Böylelikle sulama sırasında toprağa verilen suyun fazlası bu delikten dışarı akar. Saksı dibinde akıtma deliğinin bulunmaması veya bu deliğin kapanması durumunda kökler fazla sulama ile kısa zamanda çürürler. İyi drenaja gereksinimi olan bitkilerde ise, saksı dibinde önce saksı kırıkları veya küçük çakıllardan bir drenaj tabakası oluşturulur.
Yeni saksıya dikim sırasında bitki sol el ile saksı ortasına gelecek biçimde ve istenilen yükseklikte tutulur. Bitkinin eskisine oranla daha derin veya yüzeysel dikilmemesine dikkat edilmelidir. Ancak, bu kuralın tersine bazı bitkiler sürekli biraz daha derine dikilir. Sağ elle kök yumağı ile saksı arasında kalan boşluğa yeni hazırlanan harç doldurulur ve boşluk kalmaması için harç çepeçevre parmakla bastırılır. Daha sonra saksı tabanı üzerinde birkaç kez masaya vurularak harcın iyice oturması sağlanır. Saksı tümüyle toprakla doldurulmamalı sulama payı olarak saksı kenarı üst düzeyi ile toprak yüzeyi arasında 1.5 cm dolayında bir boşluk bırakılmalıdır.
İşlem bittikten sonra, bitkilere önce toprak tümüyle nemli duruma gelinceye değin su verilir. Daha sonraları az su verilmeli, ama sık sık su püskürtülmelidir. Saksısı yeni değiştirilmiş bitkiler, ışık seven nitelikte olsalar bile, başlangıçta doğrudan güneş ışığı altında bırakılmamalı, yarı veya hafif gölge yerlerde bulundurulmamalıdır.

3.2) Gübreleme
Tüm kültür bitkileri gibi iç mekan süs bitkileri üreticiliğinde de amaç nicelik ve nitelik yönünden yüksek ürün elde etmektir. Bu amaca ulaşmak için alınan kültürel önlemlerin başında gübreleme gelmektedir. Bitkiler yaşamlarını
sürdürebilmek için bazı besin maddelerini kesinlikle almak zorundadır. Bazı elementler vardır ki, bunlardan birisinin yokluğunda bile bitkiler olağan gelişmelerini gösteremez ve bunlardan herhangi birisinin yerini bir başka element dolduramaz. Bitkilerin yapısında fazlaca bulunan ve bitkiler tarafından çok miktarda gereksinme duyulan elementlere "Makro elementler" adı verilir. C, H, N, O, P, K Ca, Mg, S bu gruba girer.
Çok az miktarı bile bitkilerin gereksinmelerini karşılamaya yeten ve bitki bünyesinde çok az bulunan elementlere ise "Mikro elementler" denir. Fe, Mn, Zn, Cu, B, Mo, Cl ve Na bu grubu
oluşturur.

Karbon ve oksijen büyük kısmı doğrudan doğruya havadan sağlandığı, hidrojen de sudan sağlandığı için bunların noksanlıkları söz konusu değildir. Makro elementlerden "Temel bitki besin maddeleri" olarak bilinen N, P, ve K bitkisel organizmada fazla kullanıldığından, toprakta noksanlığına en çok ratslanan bitki besin maddeleri olmaktadırlar.
Günümüzde dünyada ve ülkemizde üretilen ticaret gübreleri genel olarak bu üç bitki besin maddesini içermektedir. Ticaret gübreleri;
1. Azotlu
2. Fosforlu
3. Potasyumlu
ve bu üç besin maddesinden ikisini veya üçünü belirli oranlarda kapsayan
4. Kompoze (Karışık) gübreler olarak gruplandırılmaktadır.

3.3) Sulama ve Püskürtme

3.3.1) Sulama
Bitki yetiştirirken en önemli konulardan biri sulamadır. Bitkilerin ne kadar sık sulanması gerektiği de en çok sorulan sorulardan biridir. Bu konuda etkili olan etmenlerini özetlersek:
- Bitki çeşidi en önemli etkendir. Mesela, kurak ortamda yaşayan ve dokuları içinde bol su depo eden kaktüsler ve sukkulent (etli) bitkiler; palmiyeler, eğreltiler ve siklamenlere göre suya daha az gereksinme gösterirler.

- Bitkiler etkin gelişme dönemlerinde, dinlenme dönemlerine göre suya daha çok gereksinme duyarlar.
- Eğer kökler toprak içerisinde fazlaca yayılıp tüm saksıyı doldurmuş ise, su bitki tarafından kolayca alınır ve topraktaki nem kısa sürede kaybolur. Bu durumda bitkileri sık sulamak gerekir.

- Bazı topraklar fazla oranda su tutar ve daha uzun sürede kururlar. Bu nedenle su tutma kapasitesi düşük olan kumlu topraklarda yetiştirilen bitkileri, humusca zengin tınlı topraklardakine oranla daha sık sulamak gerekir.
- Bitkinin güneş ışınları altında, gölgede veya yapay ışık altında olması da topraktaki nem durumunu ve bitkinin su kaybını etkiler. Güneş altında veya yapay ışık altında
, bitki daha fazla terleme yapacağı için, gölge bir yerdeki bitkiye oranla daha çok suya gereksinme gösterir.

Su bitki için önemlidir, ama aşırı sulama da hiç su vermemek kadar tehlikelidir. Önemli olan nokta bitkileri her gün gözlemek ve her akla geldiği zaman değil, suya gereksinim gösterince sulamaktır. Gerçekten, süs bitkilerinden çoğunun genellikle saksı toprağının kuru tutulmasından çok, sürekli bir şekilde nemli tutulma sonucu zarar gördükleri yetiştiriciler tarafından bilinen bir olgudur. Bu ise yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan kimselerin bitkiye ne denli bol su verilirse o denli iyi gelişir şeklinde yanlış bir önyargıya sahip olmalarının bir sonucudur.


3.3.1) Su Püskürtme
Bu konuyla ilgili bitkilerin çoğu tropik ve subtropik kökenli olduğundan yalnızca topraktaki nem gelişmeleri için yeterli olmamakta, havadaki nemin de yeterli miktarda olması gerekmektedir. Seralarda orantılı hava neminin istenilen düzeyde tutulabilmesine karşılık, yazın orantılı nemi çok düşük olan veya kışın kaloriferle ısıtma
yapılan yerlerde süs bitkilerinin çoğuna sık sık su püskürtülmesi gereklidir
Kışın orantılı nemi düşük olan, sözgelimi kaloriferle ısıtma yapılan yerlerde bulundurulan bitkilere püskürtülen suyun yaklaşık olarak oda sıcaklığında olması uygundur. Sulamada olduğu gibi, püskürtmede de kullanılabilecek en uygun su yağmur suyudur.
Püskürtme yapılamadığı durumlarda, bitkilerin yapraklarını ıslak bir sünger veya bez ile silerek nemlendirme gerekir.


3.4) Havalandırma
Bitkiler için insanlarda temiz hava mutlaka gerekli değildir. Eğer bitkiler kapalı alanlarda yalnız başlarına yetiştiriliyor iseler, hava değişimi olmaksızın uzun süre normal bir gelişim gösterebilirler. Ancak bulunduruldukları ortamın havası yapay yollarla kirletilirse bitkiler bundan zararlanabilir ve dolayısıyla zaman zaman havanın değiştirilmesine ve temizlenmesine (yani havalandırılmaya) gereksinim duyarlar.

Havalandırma sırasında bazı konuların gözden uzak bulundurulmaması gerekir. Özellikle havanın soğuk dalgalar halinde doğrudan bitkilerin üzerine gelmemesi gerekir. Bunun için üstteki pencereleri (vasistas) açmak veya pencerenin bir kanadını bitkilere soğuk esinti gelmesin diye koruyucu olarak kullanacak şekilde camı açmak ya da iletim sağlanabiliyor ise içerdeki başka bir odanın penceresini açmak iyi olur.

SAKSI ÇİÇEKLERİNİN BAKIMI

 SAKSI ÇİÇEKLERİNİN BAKIMI

    Bakımı : Minimum 16 derece sıcaklık isteği

 vardır.Yapraklara su püskürtülerek nem sağlanmalı,doğrudan

 güneş ışığı alan bir yerde bulundurulmalıdır.

     Bakımı : Nispi nemin yüksek olduğu, yarı 

aydınlık bir ortam ister. Yazın kireçsiz su ile bolca sulanmalıdır.

     Bakımı : Yarı gölge, nem oranı yüksek

15-21 derecelik bir ortam uygundur. Yazın bitkiye bol su

 verilmeli sıcak ve kuru havalarda yapraklara su püskürtülmelidir.

Çiçeklenme: Ilkbahar, yaz

     Bakımı : Nem oranı yüksek bir ortam ister.

Sulama az yapılmalıdır. Gelişme döneminde yapraklara

su serpilmelidir.

     Bakımı : Nem isteği fazladır.Gelişme döneminde

20-25 derece sıcaklık olmalıdır.Yazın yapraklara su püskürtülmelidir

     Bakımı : Yazın yarı gölge, kışın ise aydınlık

bir yer ister. Nem isteği fazladır. Nemin azalması durumunda

yapraklarda kurumalar kenar kısımlarındaki kuruma ve

 kahvrengileşmler meydana gelir.Sıcaklık isteği yüksektir.

     Bakımı : Nıspi nemi yüksek, aydınlık, sıcak

bir ortam ister. Büyüme dönemi boyunca toprak nemli tutulmalı,

yapraklara su püskürtülmelidir. Kışın su isteği daha azdır.

     Bakımı : Direkt güneş ışığı almayan aydınlık

bir yer ister. Nem isteği fazladır. Büyüme döneminde bolca sulanmalı

 yapraklara su püskürtülmelidir. Kışın fazla su verilmemeli,

 toprak nemli tutulmalıdır.

     Bakımı : Yarı aydınlık bir yer ister.

Hızla büyüyen bir bitkidir. Büyüme döneminde nem isteği

çok fazladır. Sıcaklık isteği 18-22 derecedir. Toprak

 nemli tutulmalı, yapraklara su püskürtülmelidir.

     Bakımı : Büyümde döneminde, 18-20

derece çiçeklenme döneminde 10-15 derece sıcaklık yeterlidir.

Toprak nemli tutulmalı, yapraklara su püskürtülmelidir.

Çiçeklenme: Kış, ilkbahar

     Bakımı : Nispi nemi yüksek bir ortam ister.

 Gelişme döneminde 20-25 derece kışın ise 15-16 derecelik

sıcaklık isteği vardır. Yazın yapraklara bolca ılık su püskürtülmelidir.

Dinlenme döneminde toprak nemli tutulmalıdır.

     Bakımı : Nispi nemi yüksek bir ortam ister.

 Gelişme döneminde 20-25 derece kışın ise 15-16 derecelik sıcaklık

 isteği vardır. Yazın yapraklara bolca ılık su püskürtülmelidir.

Dinlenme döneminde toprak nemli tutulmalıdır.

     Bakımı : Doğrudan günes ışığı almayan nemli

bir ortam uygundur.Yaz döneminde bol su vermeli yapraklara

su püskürtülmelidir.Kışın su ihtiyaci daha azdır. Gübreleme:

Gelişme döneminde 15 günde bir. Üretme: Tepe çelisi ile

Saksı Değiştirme: 2-3 yılda bir ilkbaharda

     Bakımı : Aydınlık,direkt güneş ışığı almayan

 nispi nemi yüksek bir ortam ister.Yaz dönemi boyunca bol

su verilmeli,yapraklara su püskürtülmelidir.Saksı yeri değiştirilmemelidir.

Kışın su isteği azdır.

     Bakımı : Gelişme döneminde nem isteği

fazladır.Yazın kireçsiz su ile sulanmalı,yapraklara su pükürtülmelidir.

Çiçeklenme: Kış,ilkbahar.

     Bakımı : Büyüme döneminde 15-21 derece,

kışın 10-13 derece sıcaklık isteği vardır.Yarı aydınlık bir ortamda

bulundurulmalıdır.Yazın su ihtiyacı fazladır.Yapraklara ılık

su püskürtülebilir.

     Bakımı : Doğrudan güneş ışığı almayan

nem oranı yüksek bir ortam uygundur.Çiçekte iken toprak bolca

sulanmalı,çiçeklere su değdirilmemelidir.

     Bakımı : Doğrudan güneş ışığı almayan bir

 yer ve nemli bir ortam ister.Yaz döneminde su ihtiyacı fazladır.

Yapraklarına su püskürtülebilir.Sarılıcı ve sarkıcı bir bitkidir.

Gübreleme: Dinlenme dönemi dışında 15 günde bir. Üretme:

Tepe çelikleri ile. Saksı Değiştirme: Saksı değişimi: Her yıl

ilkbaharda.

     Bakımı : Aydınlık ve nem oranı yüksek bir

 yer ister.Gelişme dönemi boyunca oda sıcaklığında,kireçsiz su ile

sulanmalı,yapraklara su püskürtülmelidir.

     Bakımı : Aydınlık,doğrudan güneş ışığı

almayan bir ortamda bulunmalıdır.Yazın bolca sulanmalıiyapraklara

su püskürtülmelidir.Kışın su ihtiyacı daha azdır.

     Bakımı : Aydınlık veya yarı gölge, nem

oranı yüksek bir ortam ile gelişme döneminde 22 derece

 sıcaklık ister.

     Bakımı : Direkt güneş ışığı almayan aydınlık

bir yer ister. Nem isteği fazladır. Büyüme döneminde bolca

sulanmalı yapraklara su püskürtülmelidir. Kışın fazla su verilmemeli,

toprak nemli tutulmalıdır.

    
 

Bakımı : Hava akımı olmayan nıspi nemi yüksek, aydınlık

bir ortam ister. Yazın bol sulanmalı yapraklara ılık su

 püskürtülmelidir. Sıcaklık isteği 16-22 derecedir.

     Bakımı : Büyüme döneminde 15-21 derece,

kışın 10-13 derece sıcaklık isteği vardır.Yarı aydınlık bir ortamda

bulundurulmalıdır.Yazın su ihtiyacı fazladır.Yapraklara ılık su

püskürtülebilir.

     Bakımı : Aydınlık,direkt güneş ışığı

almayan nispi nemi yüksek bir ortam

ister.Yaz dönmi boyunca bol su verilmeli,yapraklara

su püskürtülmelidir.Saksı yeri değiştirilmemelidir.Kışın su isteği azdır.

     Bakımı : Kışın 15-18 derece sıcaklık, gelişme

döneminde ise 18-22 derece sıcaklık isteği vardır. Doğrudan güneş

 ışığı almayan bir ortamda bulunmalıdır. Yazın su ihtiyacı fazladır.

Yapraklar ıslak süngerle sılınmeli, bolca su püskürtülmelidir.

     Bakımı : Düşük sıcaklıklara dayanıklı aydınlık,

 az nemli bir ortamda rahat gelişebilir. Yazın su isteği fazla olup, kışın

 haftada bir sulama yeterlidir.azdır.

TÜRKİYEDE ÇİÇEKÇİLİK

26/12/2007 - ÇİÇEKLER HAKKINDA BİLGİLER

TÜRKİYEDE ÇİÇEKÇİLİK

Türkiye’nin toplam kesme çiçek sektörü ihracatının yüzde 90’ı Antalya’dan gerçekleşiyor. İzmir ve Yalova bölgeleri genellikle iç piyasa ve bavul ticareti sistemi ile Bulgaristan, Romanya, Moldovya, Ukrayna ve Rusya’ya çalışıyor. Bavul ticareti rakamları birlik kayıtlarına yansımıyor. İhraç edilen çiçek çeşitlerine baktığımızda ana kalem olan karanfili gerbera ve gypsofila takip ediyor. İhracatın sadece üç çeşitle yapılması önemli bir engel. Üretilen çeşitlerin fidelerinin bir kısmı Hollanda ve İsrail’den ithal ediliyor.

Büyük sıkıntılaardan biri de ana ihracat ülkesinin yalnızca İngiltere olması. Bir diğer sıkıntı uçak taşıma fiyatlarının yüksekliği nedeniyle TIR’la taşımanın tercih edilmesi. Bu da sevkiyatın zaman almasını ve kalite, imaj kaybını getiriyor.

Örgütlenme açsından bakacak olursak üreticiler biraraya gelerek kendi derneklerini oluşturdu. İç piyasaya satış yapanlar iç piyasa kooperatifleri kanalıyla ürettiklerini satarken ihracata çalışan üreticiler ihracatçı firmalarla sözleşmeli olarak çalışıyor. İhracata çalışan sözleşmeli üreticiler, ihracatçı firmaların ziraat mühendisleri vasıtasıyla sürekli teknik destek alıyorlar. Kalite açısından yurtdışı rakiplerimizle rahatlıkla rekabet edebiliyoruz hatta bazı dönemlerde üstün bile olmaktayız

 

ÇİÇEK TÜKETİMİ

Avrupa Birliği, tüm dünyadaki çiçek üretiminin % 50 sini tüketmekte ve kişi başına kesme çiçek tüketimi göreli olarak yüksek ülkelerden oluşmaktadır. Almanya, Fransa ve Hollanda gibi geniş pazara sahip AB ülkeleri, doyma noktasına gelme belirtileri gösteriyor olmalarına rağmen, AB’nde tüketicilere yönelik kesme çiçek satışları devamlı olarak artmaktadır. AB ülkeleri içinde en büyük çiçek tüketicisi ülke olan Almanya’yı, İngiltere, Fransa ve İtalya izlemektedir.


Avrupalı tüketicilerin, çiçek satın alma amaçları farklılık göstermektedir. Yapılan araştırmalar, asıl amacın hediye vermek olduğunu ve bu amacın, Avrupalının çiçek için yaptığı harcamanın % 50-60’ını oluşturduğunu göstermektedir. Çiçeklerin diğer % 10-20 si, düğün veya cenaze gibi özel günler için satın alınmaktadır. Geri kalan % 20 oranındaki harcama ise, evlerin dekore edilmesi amacıyla satın alınan çiçeklerden kaynaklanmaktadır.


Bugüne kadar, Avrupa’da satılan en önemli çiçek çeşidini Gül (Rosa) oluşturmakta, gülü, Krizantem (Chrysanthemum), Karanfil (Carnation), Lale (Tulipa), Lilyum (Lilium) ve Gerbera izlemektedir.

 

SAKSI SEÇİMİ

Saksı seçimi önemlidir. Toprak saksıların iyi özellikleri tabii manzarası ve gözenekli olması sebebiyle toprağın aşırı su tutmasını önlemesidir. Sukulent ve kaktüs türleri için çok iyidir. Ancak hafif ve kolay kırılmayan plastik saksıları şahsen daha kullanışlı buluyorum.
Pencere önü veya balkon demirlerine monte edilecek saksılar emniyetli olmalı, sulama sırasında da problem çıkarmamalıdır. Duvarlara takılabilecek çiçeklikler ve askılı saksılar yer kazandırması açısından iyidir. Büyük ve kalıcı bitki dikilecek saksıların plastik olması daha uygundur.. Böylece yer değiştirme gerektiğinde fazla zorluk çıkmaz.
Saksı seçilirken büyüklüğünün dikilecek bitkiye uygun olmasına dikkat edilmelidir. Sığ olanlar daha çok kısa köklü mevsimlik çiçeklere uygundur.
Özellikle çalı türü kalıcı bitkilerde büyük saksı kullanmak gerekir.

 

ÇİÇEKLER İÇİN ZEYTİN YAĞI

Evde yetiştirdiğiniz deve tabanı büyümüyor mu? 20 günlük besleyici ve etkili bir formül uygulayın. Zeytinyağına batırılmış pamukla bitkinin yaprak ve tohumlarını her gün aynı saatte silin. Sonuç olarak deve tabanı güçlenecek ve daha çabuk büyüyecektir.

 

BİTKİ PROBLEMLERİ VE ÇARELERİ

Bitkiler ışık isteklerine göre doğru yerleştirilmelidir. Güneş seven çiçekler gölgede açmaz. Gölge sevenler ise güneşli yerde kavrulur ve çabucak ölür.
Fazla rüzgâr da bitkileri rahatsız eder.
Saksı bitkilerinde aşırı sulama sebebiyle çürüme problemi sık görülür.
Mantar ve böcekler saksı bitkilerinde de görülür. Hastalık fark edildiği anda ilaç yapılmalıdır.
Tırtıl ve salyangozlar elle toplanıp yokedilir.
Karıncalar bitkilere çok zarar verir. Görüldüğü zaman granül şeklinde satılan karınca ilacı az miktarda saksı toprağına serpilir.
Beyaz sinek özellikle sardunya, cam güzeli, begonya ve küpe çiçeklerine musallat olur.Mücadelesi zordur. Görüldüğü anda ilaç yapılır ve kurtulana kadar üç günde bir tekrarlanır.
Yaprak bitleri (aphid),kabuklu(scale) ve unlu bitler(mealybug) için ev yapımı karışımlar da çok etkilidir.

 

SAKSI BİTKİLERİ

Çocukluk hatıralarımızda yer alan fesleğen,ıtır,küpe çiçekleri, pencerelerden salkım salkım sarkan karanfiller veya sakız sardunyalarını artık pek göremiyoruz ama geniş bir kullanım alanı bulması yüzünden saksı bitkileri günümüzde de rağbet görüyor. . Balkon, teras veya pencere önünde yetiştirdiğimiz çiçekler bahçe hasretini bir nebze azalttığı gibi evimizin güzelliğine katkıda bulunuyor. Tercihimiz ister hevesle aldığımız bir saksı fesleğen isterse teras dolusu kalıcı bitkiler olsun hayatımıza bir renk getirerek bizi tabiata yaklaştırıyor.
Saksı bitkileri deyince aklımıza hep klasik çiçekler gelir. Oysa saksıda yetişebilen bitkiler tahmin edemiyeceğimiz çeşitliliktedir. Her geçen gün bahçe bitkilerinin saksıda yetiştirmeye uygun boyutta olanları üretiliyor. Doğru saksı,uygun toprak seçimi ve uygun bir ortam ve bakım sağlamak kaydıyla meyve,sebze, herdem yeşil veya yaprak döken birçok çalı ve sarmaşık cinsini balkonumuzda yetiştirmek mümkün.
Saksı bitkileri bahçe düzenlemesinde de hatırı sayılır bir yere sahiptir. Bahçemizin toprağı bazı bitkilere uygun olmayabilir. Bu türleri uygun toprak kullanarak saksıda yetiştirebiliriz. Hassas çiçekleri veya kışın kapalı yerde korunması gereken kalıcı bitkileri bahçe olsa bile saksıda yetiştirmek daha iyi olur..

 

AFRİKA ZAMBAĞI

Agaphantus hem yerde,hem de saksı içinde yetiştirilebilen çok gösterişli ve dayanıklı bir çiçektir.Yüksekliği 1 metreye varan bitki yaz boyunca beyaz,mavi ve mor renklerde bol çiçek açar.
Seradan saksı içinde alabilirsiniz.Güneşi çok sever.Soğan olarak dikilecekse derinlik 10 cm. olmalı ve 50 cm. aralık verilmelidir.Yaz aylarında bolca sulanır.
Saksıda olanlar için;kökleri saksıyı doldurmadıkça değiştirilmemelidir.Kışa dayanıklıdır

 

SOĞANLI BİTKİLERİN EVDE YETİŞTİRİLMESİ

Baharı salon veya mutfağınızda açan mis kokulu sümbüllerle karşılamak ister misiniz? Öyle ise üç günde soluveren kesme çiçekler yerine saksıda yetiştireceğiniz soğanlı bitkilerle haftalarca bu güzelliğin keyfini sürebilirsiniz.
Bunun için bir alışveriş merkezinin bahçe bölümünü ziyaret etmeniz yeterli.. Eylul ayından itibaren bahçe soğanları satılmaya başlanıyor. Ev için safran (crocus) ve sümbülün her çeşidi,nergis ve lalelerin kısa boylu ve erken açan cinsleri uygundur.
Saksıların dibine drenaj için kiremit parçaları veya çakıl koyun. Yarıya kadar toprak doldurun. Soğanları birbirine değmeyecek şekilde bastırmadan yerleştirin.. Üzerine soğanlar örtülünceye kadar toprak ekleyin. Hafifçe bastırın ve sulayın. Saksıları soğuk ve karanlık bir yere yerleştirin. Bodrum,camekanlı balkonda bir dolap içi olabilir veya saksıların üzerine siyah naylon poşet geçirebilirsiniz. Saksıları 2 ay kadar öylece bırakın. Ara sıra kontrol edin.Toprağı kurumuşsa biraz sulayın.
6-10 hafta içinde soğanlar uç verecektir. Karanlıktan önce gölge,bir iki gün sonra da aydınlık bir yere alın.Yapraklar uzayıp tomurcuk sapları kendini gösterince saksıyı evde direkt günışığından uzak aydınlık bir yere yerleştirin. Düzenli olarak sulayın.Saksıları ara sıra çevirin. Çiçekler bittikten sonra saksıları dışarı çıkarabilirsiniz. Yapraklar kuruyuncaya kadar sulamaya devam edin. Soğanları kuru bir yerde saklayın. Sonbaharda bahçeye ekebilirsiniz.
Alacağınız soğanlar çürüksüz,hastalıksız olmalıdır. Sümbülleri tek dikebilirsiniz ancak diğerlerini grup halinde dikerseniz daha gösterişli durur. Paketin üzerinde çiçek açma tarihi yazar. Farklı zamanlarda açan soğanlar seçerseniz,şubattan mayısa kadar sürekli çiçek elde edebilirsiniz.

 

VAZO ÇİÇEKLERİNİN BAKIMI

Kesme çiçek hayatımızda önemli bir yer edinmiştir.Aldığımız tek bir gül bile en değerli bir armağan olarak bizi sevindirir.Mevsimine göre vazolarımıza taşıdığımız çiçekler ise evimize bambaşka bir hava,tabiattan bir esinti getirir.Ancak binbir hevesle aldığımız bu çiçeklerin göz açıp kapayana kadar soluvermesi sahiden üzüntü verici..
Vazo çiçeklerinin ömrünü uzatmak zor değil.Tabii ki her şey gibi bunun da birtakım kuralları var.
. Satın aldığınız çiçeklerin taze ve canlı olmasına özen gösterin.Yaprakları varsa onlarda canlı renkli olmalıdır.Sararmış ve lekeli yapraklar çiçeğin bayat olduğunu gösterir.
. Gül, karanfil,lale,glayöl gibi çiçekler yarı açmış tomurcuklar halinde alınırsa vazo ömrü daha uzun olur.Buna karşılık,yıldız,kasımpatı ve jerbera cinsi olanlar tam açılmış olmalıdır.Sıkı tomurcuklar suda açmayabilir.
. Eve getirdiğiniz çiçekleri ambalajını açmadan derhal bir kova ılık suyun içine daldırın.1-2 saat bekletin.Özellikle solgun görünenler bu şekilde kısa sürede canlanacaktır.
Daha sonra ambalajı açın ve çiçek saplarını keskin bir bıçakla 2 cm.yukarıdan verev kesin. Suyun altında kalacak yaprakları tamamen keserek suda bakteri oluşumuna engel olun.Çiçekleri temiz suyla dolu vazoya vakit geçirmeden yerleştirin.
. Suyun içine çiçekçilerde satılan ve vazo çiçekleri için hazırlanan bitki besininden katabilirsiniz.Besini önerilen miktarda kullanın. Eğer bulamazsanız benzerini evde hazırlayabilirsiniz. Bunun için:
-1 çay kaşığı şeker-1 çay kaşığı çamaşır suyu-2 çay kaşığı limon suyu,1 litre suya karıştırılır.
. Bunun yerine vazoya bir aspirin de atıp eritebilirsiniz.Faydası olur.
. İlginç bir metod;Vazonun içine küçük bir parça bakır atılabilir.Faydası görülmüştür.
. Vazoyu güneş ışığı almayan, yanan kaloriferlerden,televizyon, buzdolabı gibi ısı yayan aletlerden ve hava akımından uzak bir yere yerleştirin.
. Çiçekleri meyvelerden uzak tutun.Meyvelerin olgunlaşırken çıkardığı bir gaz renklerinin solmasına ve tomurcukların açmadan düşmesine sebep olur.
. Suyu azaldıkça ilave edin.Çok bulanırsa tazesiyle değiştirin.
. Su değiştirirken çiçek saplarını 2 cm. kesin.
. Çiçekleri vazoya çok sıkışık yerleştirmeyin.
. Solmuş çiçekleri derhal alın.
. Çiçekler için kesinlikle metal vazo kullanmayın.Çiçekleri attıktan sonra suyu mutfak lavabosuna dökmeyin.Vazoyu mutlaka çamaşır suyuyla dezenfekte edin.
. Çiçekleri bahçeden toplayacaksanız sabahın erken bir saatini seçin.Bu saatlerde çiçekler çiğle ıslanıp tazelenmiş ve sapları su dolu olduğu için kesildikten sonra da tazeliğini uzun süre korur.Gün içinde,sıcakta koparılan çiçekler çabucak solar.

 

ÇİÇEK BORSASI

Türkiye çiçekçilikte önemli bir ülke. Çiçek vermenin günü, saati geldiğinde borsaları (çiçek mezatları) İMKB'yi aratmıyor. Minicik bir tohumdan başlayan masal seradan borsaya, oradan çiçekçi dükkanlarına, tezgahlara uzanıyor.
Türkiye'nin en büyük ve modern çiçek borsası çevresi ile birlikte Türkiye çiçek üretiminin yüzde 65'ini gerçekleştiren İzmir-Güzelbahçe'de, 3 Şubat'ta açıldı.

Şakran'dan başlayıp Ödemiş, Kiraz, Karaburun, Seferihisar, Aydın-Ortaklar, Kütahya-Simav'a kadar uzanan bölgede üretilen çiçeklerin yüzde 60'ı İstanbul'a gönderiliyor. Buradan da Kapıkule'den aracısız Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Rusya'ya ihraç ediliyor.

İzmir Çiçek Borsa Kompleksi'nde 7 bin ortağın hissesi var. Müdür İrfan Özkan, ‘Hollanda'dan sonra en büyük salona sahibiz’ diyor. 2 milyon YTL'ye mal olan 6 bin metrekarelik kompleksin, Türkiye'nin ve Balkanlar'ın en modern ve büyük borsası olduğunu belirten Özkan, ‘İstanbul başta olmak üzere Türkiye'deki 12 şubemize günde yaklaşık 500-1000 koli çiçek gönderiyoruz’ diye konuşuyor.
İhracatlarının büyük bölümünü Romanya, Bulgaristan'a yaptıklarını kaydeden İrfan Özkan, ‘Bu ülkeleri Rusya ve Yunanistan izliyor. Türkiye çiçek ihracatının yüzde 80'i İzmir'den yapılıyor. 2004 cirosu ortalama 18 milyon YTL (18 trilyon) olarak gerçekleşti. Bunun yaklaşık 3-5 milyon YTL'sini ihracat oluşturuyor’ diyor.
Peki, işlemler nasıl gerçekleşiyor? Özkan şöyle anlatıyor:
‘Üretici sabah ürününü borsa binasına getiriyor (üye olmayanlar işlem yapamıyor). Kolilerin üzerine isimler yazılıyor. Depoya girişte bu koliler bilgisayarda numaralandırılıyor. Saat 11.00'de açılış yapılıyor. Numaralandırılan çiçekler sıra numarasına göre banttan geçiyor. Bu sırada elektronik ekranda fiyatları görülüyor. Salonda yerlerini alan alıcıların da numaraları var. Alıcılar salonda oturdukları koltuklarından tuşa basıyorlar. Artırma kimde kaldıysa bantın bitişinde çiçeklere o numara yapıştırılıyor. Çiçekler depoda gözlere konuyor. Alıcı, çıkışta hesabını kapatıp çiçeğini alıp çıkıyor. Borsa 14.00'te kapanıyor.’

 

İNCİ ÇİÇEĞİ

Nemli, gölge ağaç altlarını çok seven müge, iri yaprakların arasında çıtı pıtı beyaz kokulu çiçekleriyle çok zarif bir bitkidir. Rizom denen etli kökleri toprak altında dallanarak çoğalır. Gölge alanlarda yer örtücü olarak kullanılabilir.
Çizgili yapraklı ve pembe çiçeklileri de mevcuttur.
Kökleri kasım ile mart arası 2,5 cm.derinlikte ve 10 cm. aralıklarla dikilir. İlkbaharda çiçek açar.Suyu çok sever.
Müge zehirli bir bitkidir.

 

GÜL YETİŞTİRME TEKNİKLERİ

Kalıcı olduğu düşünülürse gül bitkisi dikilmeden önce gerekli hazırlığın dikkatle yapılması,doğru dikim, sonrasında bakım ve budama işlemlerinin tam vaktinde uygulanmasıyla gülleriniz yıllar boyunca cazip çiçekleriyle bahçenizi süsler. Gül bakımı zor değil ancak ihtimam ve dikkat isteyen bir iştir.
GÜL SATIN ALIRKEN..
Fidanları güvenilir bir seradan temin edin. Güllerinizi saksı içinde alırsanız her mevsim dikebilirsiniz. Fidanları almadan önce dikkatle inceleyin. Aşının üzerinden çıkan en az dört adet sağlıklı dal bulunsun.Yaprakları canlı ve lekesiz olsun. Saksının içini ot bürümüş, altından kökler fışkırmışsa bu iyiye işaret değildir. Bitkinin kart olduğunu gösterir.
Ancak ilk ve sonbaharda çok fazla çeşit bulunduğu için bu zamanlarda daha kolay seçim yapabilirsiniz. Ayrıca sonbaharda dikilen güller daha kolay tutar. Kış boyunca yerine alışır ve baharda güzel açar.
GÜL HANGİ TOPRAKTA YETİŞİR..
Gül fazla seçici olmamakla beraber, en iyi bağ toprağı da denilen demiri bol hafif kırmızımsı,kumlu killi toprakta yetişir. Bakir toprakları sever. Fazla asitli,kireçli ve besin açısından zayıf topraklar gül yetiştirmek açısından uygun değildir. Bol gübre veya kompost kullanılarak böyle topraklarda da gül yetiştirmek mümkündür.
Ağaç veya yüksek çalı bitkilerinin altlarına gül dikilmemelidir. Gölge olması bir yana, ağaç kökleri fidanların gelişmesine izin vermez.
Daha önce gül yetişmiş topraklara veya eski gül fidanlarının yakınına yeni gül dikilmesi uygun değildir. Sebebi tam bilinmemekle beraber yeni güller böyle yerlerde iyi gelişemez, hatta ölebilir. Bu durum "gül hastalığı" diye adlandırılmıştır.
Mecbur kalınırsa dikim çukuru biraz geniş ve derin açılır ve buradan çıkan toprak kullanılmaz. Bahçenin başka bir yerinden toprak getirilir. Eski toprak başka yerde rahatlıkla kullanılabilir.
Ayrıca toprağın drenajlı olması gerekir. Su tutan yerlere gül dikilmez.

 

ET OBUR BİTKİLER

 Etobur bitkiler dünyasına bir bakış Etobur bitki tuzakları; sürahi tuzaklar, yapışkan tuzaklar, emici tuzaklar ve ani kapanan tuzaklar olmak üzere 4 grup altında toplanabilir. Etobur bitkilerin büyüleyici dünyasında kısa bir gezintiye çıkmaya ne dersinizş Literatürde, “Böcek Yiyen Bitkiler” (Insectivorous Plants) ve “Böcek Kapan Bitkiler” (The Fly Trap-Plants) gibi isimlerle de anılan Etobur yani Karnivor bitkiler (Carnivorous Plants) bilimsel olarak ilk defa Charles Darwin tarafından araştırılmıştır. Etobur bitkilere geçmeden önce, bitkilerin ekosistemdeki önemleri hakkında kısa bir bilgi verelim. Yeşil bitkiler, canlı yaşamın devamlılığı için doğanın vazgeçilmez unsurlarıdır. Besin piramidinin tabanında yer aldıkları için, ekosistemin primer (birincil) üreticileri konumundadırlar. Primer üretici organizmalar, yaşadıkları ortamdan aldıkları hammaddeleri (azot, fosfor, potasyum, kalsiyum v.b besin elementleri ile karbondioksit) kullanarak kendileri ve diğer canlıların yaşamları için gerekli olan besinleri sentezleyen organizmalardır. Yeşil bitkilerin önemi, sadece primer üretici olmaları ile sınırlı değildir. Ekosistemin oksijen ve karbondioksit dengesinin korunması ve buna bağlı olarak yeryüzündeki ısı kontrolünün sağlanması da yeşil bitkilerin kontrolü altındadır. Üstlendikleri tüm bu görevler, yeşil bitkilerin doğanın vazgeçilmez unsurları olduklarının çok açık bir göstergesidir. Bitkilerin de, insanlar, hayvanlar ve diğer canlılar gibi sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için dengeli beslenmeleri gerekir. Bitkiler dengeli beslenebilmek için, bulundukları ortamdaki besin maddelerini ihtiyaçları ölçüsünde almak zorundadırlar. Her bitkinin, azot, fosfor, potasyum, demir, bakır, çinko, mangan, klor, molibden ve bor gibi besin elementlerine olan ihtiyacı bir diğerinden farklılıklar gösterir. Acaba bitkilerin tamamı besin ihtiyaçlarını aynı yolla mı sağlamaktadırş Etobur Bitkiler Niçin Varş Canlılığın devam edebilmesi için, yeryüzündeki her canlı türünün özel bir görevi bulunmaktadır. Önemsiz olduğunu düşündüğümüz bir karasineğin bile, bazı bitkilerin tozlaşması, ölü organizmaların mekanik parçalanması ve diğer hayvanlara besin kaynağı olması gibi yararlı görevleri bulunmaktadır. Benzer şekilde, çoğumuzun yakın çevremizde görmekten hoşlanmadığı bir eşek dikeni bitkisi de, bazı omurgasızlar için beslenme, barınma ve korunma sağlamaktadır. Yeryüzündeki her bitki türü, özel bir ekolojik ortamda evrimsel sürecini tamamlayarak günümüze kadar gelmiştir. Bitkiler, bu süreç içinde besin maddelerini temin edebilmek için birbirlerinden farklı beslenme yolları tercih etmişlerdir. Örneğin baklagiller (Fabaceae) familyasına dahil olan bitkiler, ihtiyaç duydukları azotun bir bölümünü topraktan alırlarken, önemli bir bölümünü de azot bağlayan bakteriler (Rhizobium) yardımıyla elde etmektedirler. Bu bitkiler, köklerindeki yumrularda barınan ve atmosferik azotu bağlayan bakterilerle bir arada evrimleşmişlerdir (ko-evolusyon). Azotlu bileşiklerce zengin toprakları tercih eden ısırgan otu, ballıbaba ve banotu gibi bitkiler, evrim süreçlerini azotlu topraklarda tamamlamışlardır. Doğadaki madde döngüsünün yeterince tamamlanamadığı mineral maddeler bakımından fakir bataklıklar ile kireç oranı yüksek olan topraklarda evrimleşen etobur bitkiler ise azot, fosfor ve potasyum gibi ihtiyaçlarını toprak dışından temin etmek üzere farklılaşmışlardır. Etobur Bitkiler Nasıl Beslenirlerş Etobur bitkilerin mineral ihtiyaçlarını temin etmek için seçtikleri yol, etçil beslenme şeklidir. Bu bitkiler temel mineralleri, böcekleri, örümcekleri, kabuklu hayvanları, akarları ve bir hücreli hayvanları avlayarak sağlarlar. Yeryüzünde 600 civarında tür ile temsil edilen etobur bitkiler, bu farklı beslenme şekilleriyle 350 binin üzerindeki bitki türü arasında özel bir öneme sahiptir. Etobur bitkilerin çoğu, bataklık ve turbalıklardaki asit karakterli ortamlarda (pH= 3-6 arası) yaşamaktadır. Bataklıklar gibi aşırı nemli ortamlardaki ölmüş canlılara ait organik kitle, ortamın aşırı asidik olması nedeniyle mikroorganizmalar tarafından yeterince ayrıştırılamadığı için toprağa geri kazandırılan besin maddelerinin miktarı da azalmaktadır. Ayrıca asit oranı yüksek olan bu tip topraklarda, bitkilerin besin maddelerinden yeterince yararlanmaları da zorlaşmaktadır. Bu nedenle bataklıklar, bitkilerin beslenme ihtiyaçları bakımından fakir olan ortamlardır. Böyle bir ortamda yaşamaya uyum sağlayan etobur bitkilerin, mineral madde ihtiyaçlarını yakaladıkları hayvanlardan sağlamaları son derece doğaldır. Avın Yakalanması ve Sindirilmesi Etobur bitkilerin avlarını cezbedip yakalayabilmelerini sağlayan kendilerine özgü kokuları, renkleri, lezzetli özsuları ve özel tuzak tipleri bulunmaktadır. Tüm etobur bitkilerde, avı yakalamaya yarayan tuzaklar değişikliğe uğramış yapraklardan başka bir şey değildir. Etobur bitki tuzakları; sürahi tuzaklar, yapışkan tuzaklar, emici tuzaklar ve ani kapanan tuzaklar olmak üzere 4 grup altında toplanabilir.

Çiçekçiden çiçek satın alınıp eve geldikten sonra

26/12/2007 - Çiçekçiden çiçek aldık sonra..

Çiçekçiden çiçek satın alınıp eve geldikten sonra:

1. Vazoda suyun altında kalacak olan yapraklar koparılarak temizlenir.

2. Çiçeklerin sapları, sapın içine hava girip su alımını engellememesi için, su dolu bir kabın içine konur ve suyun içinde iken sapların uçları 2 cm kadar bıçakla veya makasla kesilir. Yeni kesilmiş olan sap hemen konulacağı vazoya veya aranjmana, kurumasına mahal vermeden, nakledilir.

3. Çiçeklerin konulacağı vazoya su filtresinden su koymayınız. Vazoya konulacak çiçeğin ömrünün daha uzun olması için 1 litre su içerisine 1 kutu gazoz veya yine bir litre su içerisine 1 çorba kaşığı şeker koyabilirsiniz.

4. Güllerinizin saplarını su dolu kabın içinde kestikten hemen sonra içinde ılık su (ve şeker veya gazoz) bulunan derin bir vazoya koyup aranje ediniz ve mümkünse serin ve karanlık bir oda veya buzdolabında "kendilerine gelmeleri için" bırakınız.

5. Eğer satın aldığınız aranjman, çiçekçiniz tarafından, gözenekli ve süngerimsi özel bir malzemeye (oasis) çiçeklerin saplanması ile yapılmış ise, çiçek saplarının dibe kadar saplanmış olmalarından emin olunuz ve aranjmana gazoz veya şeker ilave ediniz. Süngerimsi malzemeye saplanmış olan çiçekleri, saplarının içine hava kabarcıkları girmesini önlemek için, oynatmayınız.

6. Taze gül aranjmanınızı evinizin serin ve direk güneş ışığı almayan ve hava cereyanına maruz kalmayan bir köşesine yerleştiriniz.

7. Güller susayan çiçeklerdir. Vazonun sürekli dolu olmasına ve arada sırada şeker veya gazoz gibi solusyonlar eklemeye dikkat ediniz. Çiçekçinin kullandığı özel süngerimsi (oasis) malzemenin de sürekli ıslak olmasını sağlayınız.

8. Eve gelen lilyum'lar hafif açıldıkları zaman, içlerindeki pollen kesesi kesilip çıkarılmalıdır. Bu Lilyum'un ömrünü uzatır aynı zamanda polenden leke bulaşmasını önler.

Zamansız - prematür - solma, gülün eski olmasını işaret etmez. Bunun sebebi gülün sapına hava kabarcığının girip, içinde şeker bulunan suyun çiçeğe kadar ulaşmasını önlemesidir. Gülün sapının ucuna yakın kısmı tıkanmış olabilir veya sapın, su seviyesinin üstünde kalan kısmında bir yarık bulunabilir. Sap, yaralı veya tıkalı olan kısmının biraz üzerinden tekrar, suyun içinde iken (içine hava kabarcığı girmemesi için) kesilir ve gülün tamamı içinde ılık su dolu olan bir kaba daldırılır. Gül 1 saat içinde kendine gelecektir. Düzelen gül tekrar vazosuna veya çıkarıldığı aranjmana konur.

Gül Renkleri ve Anlamları

CANLI ÇİÇEK YETİŞTİRMEK İSTİYORMUSUNUZ

26/12/2007 - Gül Renkleri ve Anlamları

Tüm güller aşkı ve sevgiyi sembolize eder fakat bazı gül renklerinin de özel anlamları vardır. Gül renklerinin anlamları hakkında çeşitli ve farklı görüşler vardır fakat burada en genel ve yaygın anlamları size sunuyoruz:
 

Kırmızı
Aşk, Saygı, Cesaret
Sarı
Neşe, Memnuniyet, Özgürlük, Dostluk
Pembe / Şeftali
Minnettarlık, Takdir Etmek, Hayranlık, Taziye
Beyaz
Hürmet, Saflık, Temizlik, Masumluk, Gizlilik
Turuncu / Somon
Büyülenmek, Şevk-Heves, İstek
Eflatun
Büyük Sevinç, Hayranlık
Kırmızı ve Beyaz
Birliktelik, Beraberlik
Kırmızı, Pembe ve Beyaz
Üçlü Birliktelik

CANLI ÇİÇEK YETİŞTİRMEK İSTİYORMUSUNUZ

CANLI ÇİÇEK YETİŞTİRMEK İSTİYORMUSUNUZ

26/12/2007 - ARANJMANLAR İÇİN GÜLLERİN KURUTULMASI

En iyi sonuçlar için, içine su ve çiçek koruyucu (yoksa 1 litre su içine bir kutu schweppes gazoz veya yine 1 litre su içine 1 çorba kaşığı şeker) koyduğunuz bir vazoya gonca gülleri yerleştiriniz. Güllerin bu suda yarım açılmalarına kadar bekleyiniz. Eğer gülleri, açılmalarına müsaade etmeden kurutursanız çok küçük goncalı kuru güller elde edersiniz. (Tabii ki eğer istediğiniz bu ise ilk maddeyi atlayarak verilen talimatları uygulamaya devam edebilirsiniz). Güllerin yarı açılmalarına müsaade ettikten sonra, hepsini vazodan çıkarınız ve saplarının en altından bir ip bağlayarak ters çevirin ve kuru bir yere baş aşağı asınız. Güllerin tamamen kuruması, nem derecesine de bağlı olarak yaklaşık iki hafta almaktadır. Güllerin tamamen kuruyup kurumadığını anlamak için goncasını hafifçe sıkınız. Eğer hala yumuşaklık var ise henüz tamamen kurumamışlardır. Gül goncaları tamamen sertleşince, bağlı oldukları ipi açabilir ve istediğiniz gibi yerleştirebilirsiniz. Kuruyan güllere istenirse daha sert ve parlak durmaları ve parçalanma ve dökülmelerini önlemek için saç spreyi sıkabilirsiniz.

POTPORİ YAPIMI

1. Çiçek tamamen açıldıktan hemen sonra ancak kahverengileşmeye başlamadan önce, güllerin yaprakları toplanır. Düz bir satıhta kurumaya bırakılır.
2. Her yarım bardak kuru yaprak için 1 yemek kaşığı birleştirici konur. Kuru lavanta, kuru meşe yosunu, ince ağaç kabuğu gibi malzemeler konur.
3. En sevdiğiniz tamamlayıcı baharatı da ekleyiniz. Tarçın, karanfil, küçük hindistan cevizi, kurutulmuş narenciye kabukları ve vanilya çekirdekleri çok iyi sonuçlar verirler.
4. Birkaç damla kokulu yağ veya en sevdiğiniz parfümden damlatın.
5. Tüm bu maddeleri uygulamaya koyduktan sonra, potpuri karışımınızı yaklaşık 10 gün kadar ağzı sızdırmaz bir kavanozda olgunlaşması için bırakınız. Malzemelerin iyice karışması için, kavanozu her iki üç günde bir hafifçe çalkalayınız.

Bu güzel potpuri çeşitli şekillerde kullanılabilir. Kırmızı gül yaprakları, kurudukları zaman, çok güzel bir kızıl tonuna dönüşürler ve zencefil renkli bir kapta, bir şekerlikte veya antika bir bakır kapta çok hoş dururlar. Potpurinizi yastıklarınızın içine de koyabilir veya küçük keselere koyarak gardırobunuzun içine asabilirsiniz. Yine minik şık keselere potpurinizi koyarak, arkadaşlarınıza vereceğiniz hediyeye ilave ederek ayrı bir şıklık katabilirsiniz. Potpuri kesesi yapmanın en kolay yollarından biri de hazırlanan bu kokulu karışımdan küçük bir avuç dolusunu ipek veya pamuklu şık bir mendilin içine koyarak ağzını saten bir fiyonk veya kurdele ile bağlamaktır.